İş hayatınızda doğru beslenmek için kendinizi tanıyın

Yetişkin bir insan hayatında ortalama150.000 kez yemek yer. Bu kadar sık tekrarlanan bir davranışın doğru beslenme alışkanlıklarına dönüşebilmesi için hayatın her döneminde size uygun bir yeme tarzı geliştirmelisiniz. Aksi takdirde fazla kilolar kapınızı çalar. Hele bir de haftanın 56 saatini saksı çiçeği gibi oturarak geçirdiğimizi düşünürsek durumun ciddiyeti netleşir. Çok uzun süreler oturduğumuzda  edenimizin çalışma hızı ve dolaşımı da yavaşlar. Bu da doğal yağ yakma potansiyeli %50 oranında azalır.

Türkiye’de obezite, erkeklerde %15, kadınlarda %30-35 civarlarında görülüyor. Yetişkinlerimizin yarısından fazlası, artmış yağ dokusu ve bunun zararlarına maruz kalıyor.

Yediklerimiz kadar hareketin azalması da ayrı bir endişe kaynağı. Bütün gün ofiste oturarak vakit geçirenlerin metabolik hızı da giderek yavaşlıyor ve daha hızlı yağlanma riski görülüyor. Unutmayın, ayakta durmak oturmaktan 3 ka fazla kalori yakmanızı sağlar. Fiziksel aktivite sayesinde bedeninizdeki kan akışı artar; daha kıvrak düşünme gücü kazanırsınız. O zaman, hiçbir şey yapamıyorsanız her yarım saatte bir ayağa kalkın. Teknolojiye bağımlılık ve günlük aktivitelerin azalması ise ayrı bir sorun. İşin sırrı kendinizi tanımak ve durumun farkında olmak. Burada en önemli nokta doğru hedefler koymak.

Peki bu durumda ofis hayatının monotonluğunu kırıp beslenmenizde nasıl fark yaratabilirsiniz? Öncelikle her besin grubunu her öğünde almaya çalışın. Tabağınızı hayali olarak bölün; en az yarısını sebzeler, çeyreğini et veya baklagil, son çeyreğini ise tahıllar doldurmalı. Yanında muhakkak yoğurt veya ayran tüketmelisiniz.

Büyük tabaklarda yemek yiyenlerin doyma noktasının geç geldiği ve %70 daha fazla yedikleri gözlenmiştir. Büyüyen porsiyonlara aldanmayın ve gözünüzü doyurmak için yemeyin. Duygularınıza bağlı da yemek yemeyin. Strese girdiğinizde, mutsuz veya gergin olduğunuzda kendinizi mutlu etmek için yemek yemek kaçınılmaz ama siz kaçının ve kendinize inanın.

Mutlaka yağ analizi yaptırın. Sadece kilonuz değil, vücudunuzdaki yağ miktarına ve dağılımına göre beslenmek önemlidir. Kilonuz normal olabilir ama belki de sinsi yağlanma riskindesiniz, bilemezsiniz. Yemek saatlerinize de dikkat edin. Biyolojik saatinizi kurgulayıp saatinize bakmadan ara ve ana öğünlerin geldiğinin farkına varmak için aynı zamanlarda yemeye dikkat etmeniz önemli.

Yoğun bir gün geçirdiniz ofisin tüm gerginliği üzerinizde. Bu durumda açlığınızı kontrol altına alabiliyor musunuz ya da akşam yaklaştıkça “tatlı krizleri” durdurulamıyor mu?

Vücudunuzu doğru beslemezseniz iştahınız lunaparklardaki hızlı trenler gibi iner çıkar ve bu sizi hem şişmanlatır hem de durdurulması güç tatlı krizlerini arttırır. Bunun için öncelikle güne dengeli bir kahvaltıyla başlamalı, 2 saatte bir minik porsiyonlarda atıştırmalısınız. En kolay formül şudur; öğle ve akşam ana yemeklerinde bir öğün sebze olmak şartıyla diğer öğün canınız ne istiyorsa onu yiyin. Tatlı krizlerinin en temel diğer nedeni ise tatlı eşiğinizin yükselmiş olmasıdır. Porsiyonlar büyüdüğü için yedikçe daha çok yemeye başlıyoruz, bu da sadece tatlıya değil her şeye karşı daha iştahlı olmamıza neden oluyor.