Yaşam süresini uzatan beslenme teorisi

Kalori kısıtlaması ve yaşam süresinin uzaması arasındaki ince çizgi bilim adamları tarafından ortalama 70 yıldır konuşulmakta olan bir teoridir.

Harvard ve Cornell gibi alanında çok önemli 2 tıp okulu ve National Institutes of Health tarafından yürütülen çalışma sonuçlarına göre hücre canlılığın korunmasından sorumlu iki yeni gen görülmüştür. Teoriye göre bu hücreler kalori kısıtlaması gibi strese maruz kaldığında, genler harekete geçmekte ve hücreleri yaşlanmanın etkilerine karşı korumaya geçmektedir.

Bu çalışmada,SIRT3 ve SIRT4 isimle keşfedilen iki yeni gen, bilim adamlarını uzun zamandır üzerinde düşünmekte oldukları sonuca ulaştırmıştır, ‘mitokondri hücre sağlığı ve yaşam süresinin devamında elzemdir’.

Sitoplazmada yer alan hücresel organ denebilecek mitokondri hücrelerin enerji kaynağı, adeta pilleri olarak görülmektedir. Mitokondri faaliyetlerindeki düşüş, hücresel enerjinin tükenmeye başlaması ve hücre ölümleri için geri sayım başladığının göstergesidir. Sinclair ve arkadaşlarının çalışma sonuçları,SIRT3 ve SIRT4’ün mitokondri canlılığının korunması, hücresel bilgi alışverişinin ve sağlığının devamında etkişi olduğunu göstermektedir.

Sinclair mitokondriyi hücrelerin kurtuluşu için görevli gardiyanlara benzetmiştir. Öyle ki hücrelere enerji sağlayacak nükleusun bile gücü bitse, mitokondri hücresel devamlılığı sağlabilir demiştir

Cell, Volume 130, Issue 5, September 21, 2007’de yer alan bu çalışma sonuçlarına göre kişiye özel kalori kısıtlı diyetlerle beslenmenin önemine dikkat çekebilir, yeterli ve dengeli mönülerin hücresel ve yaşamsal faaliyetler üzerine etkisinden kıssadan hisse alabiliriz.

Diyetisyen yorumu:

Antiaging yani yaşlanmanın durdurulması günümüzde çok rağbet gören ve ciddi paralar harcanan bir sector haline gelmiştir. Kişilerin yaşam sürelerini uzatmaya, daha genç ve formda görünmeye çalışmaları ideal kiloya inme ve doğru beslenme, spor, estetik operasyon ve uygulamalara talebi de artırmaktadır. Artan talepleri karşılamak ve yeni çıkış yolları aramak adına bilimsel çalışmalar hızla devam etmekte her geçen gün farklı hususlar ön plana çıkmaktadır.

Yukarıda bahsi geçen çalışmaya benzer yine Amerikan bilim adamları tarafından yapılan başka bir çalışma, vücuttaki obeziteye bağlı insülin seviyelerindeki artışın yaşlanma etkilerini de hızlandırabildiğini söylemektedir. Burada vurgulamak istediğim obezite, yaşam süresi ve kalitesi üzerinde pek çok etkenin olduğu, genetic miras ve yaşam biçiminin dikkate alınması gerektiğidir.  

Yaşam kalitesi için iyi bir yönetim kalitesi gerekir. Bunun için kendi ihtiyaçlarınızı bilmeli, her işin profesyonellerinden destek alarak vücut yönetiminizi doğru yapmalısınız. Metabolizmanızı tanımaya çalışmalı, ihtiyaçlarına yanıt vermeyi öğrenmeli, uzun vadede kendi kendinizin yaşam koçu olmayı becerebilmelisiniz. Kalori kısıtlaması yaparken vücudun gereksinimlerini karşılamalı, vücudu strese sokacak seviyelerde aşırı kısıtlamalara gitmemeli, bir diyetisyen tarafından planlanmış mönüler takip etmeli. Beslenme planlarınızda ne gibi değişiklikler yapabileceğinizi öğrenmeli özetle yeterli e dengeli beslenmeyi öğrenmelisiniz.