Şekerden uzak durmak için 10 neden

ŞEKERSİZ BİR HAYAT DÜŞÜNÜLEMEZ’ DİYENLERE İTHAF OLUNUR

Konu sağlığımıza gelince acıdır ki biraz ihmalkar olabiliyor, hastalık oluşmadan önleyici tedbirler almak konusunda girişimci olamayabiliyoruz. Buna en güzel örneklerden biri de obezitenin artık tüm dünyada pek çok kronik hastalığın tetikleyicisi olduğunun bilinmesine rağmen hala kişilerin damak tatlarını ön planda tutarak, o vazgeçemedikleri yemekleri yemeye devam etmeleri, yanlış alışkanlıklarında ısrarcı olmalarıdır. Değişim ciddi irade ve azim gerektiren bir durumdur bunun için benliğinizde netleşmeli, nedenlerini, amaçlarınızı ve kazançlarınıza odaklanarak başarıyı göğüsleyebilirsiniz. Buna göre en büyük beslenme hatalarından biri olan şeker ve şekerli besinler tüketmek konusunda değişime hazırlanırken sizi hızlandıracağına inandığım 10 faktörü sizlerle paylaşmak istedim :
Bu kadar tatlı bir besin nasıl olur da bu kadar acı sonuçlar doğurur şaşırmayın, negatif sonuçları bilin ve buna göre siper alın.

1. Kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere neden olur
Kan şekerinin eğlence parklarındaki hızlı trenler gibi ani iniş çıkışlara uğraması  kişilerde ruhsal dengesizliklere, baş ağrısına, tatlı krizlerine yol acar. Kısır bir döngü gibi yedikçe daha çok isteyeceğiniz şeker ve şekerli besinler bitmeyen senfoni gibi devam edecek, açlık ve kriz atakları birbirini izleyecektir. Bunun için şekeri, sigarayı bırakır gibi bir anda kesmeli, şeker eşiğinizi düşürerek  şeker veya tatlı yerine meyve yiyerek de kriz oluşumunu engelleyebilir, daha kontrollü bir ruhsal tablo oluşturabilirsiniz. 7 yıl hiç şeker yemeyen biri olarak kendinizi daha iyi hissedeceğinizi garanti edebilirim, kendinize zaman verin. 2 hafta şekeri diyetinizden elimine eder, doğal besinlerden bu ihtiyacı karşıladığınızda farkı görecek, canınızın şeker istemesine siz bile şaşıracaksınız.

2. Şeker diyabet, kalp hastalıkları ve obezite riskini artırmaktadır
Yapılan çalışmalar; kan şekerini ani yükselten glisemik indeksi yüksek besinlerle beslenen bireylerin obez olma, kalp ve şeker hastalığına yakalanma risklerinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Son araştırmalara göre ise yüksek glisemik indekse sahip diyetlerin kanser riskini de artırabileceğini çalışmaktadır.

3. Bağışıklık sistemini çökertebilir
Şeker vücut için adeta vatanına ihanet eden bir asker gibi, her an iç savaş çıkartabilecek bir piyondur. İnsanlar üzerinde şeker ve bağışıklık sistemi ilişkisini inceleyen çalışamalara az rastlansa da hayvan deneyleri şekerin bağışıklık sistemini baskıladığını göstermektedir. Mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte şekerli besinlerdeki şeker ve mayanın metabolizmada fazlaca yer almasının vücudun enfeksiyonlara daha açık hal aldığını öngörmektedir.

4. Şeker bazlı diyetler krom minerali yetersizliklerine neden olabilir
Metabolizmadaki temel görevi kan şekerini dengelemek olan krom minerali, beslenme alışkanlıklarında fazlaca rafine karbonhidrat, şeker olanlarda eksikliğe uğramaktadır. Amerikan halkı üzerinde yapılan analizler nüfusun %90’nının kromdan yetersiz beslendiğini  göstermiştir.

5. Yaşlandırır
Modern çağ insanının en hızlı yükselen trendlerinden anti-aging çabasının aksine çalışan şeker ve şekerli besinlerin vücutta yarattığı tahribat gözardı edilmemesi gereken acı bir gerçektir. Kana karışan şekerin ortamdaki protein ile birleşerek yeni moleküler yapılar oluşturması ve bu dokuların deri elastikiyetini azalttığını söylersek belki daha açıklayıcı olacaktır. Öte yandan kan şekerindeki yükselişle ilişkili olarak insülin seviyelerindeki artışa bağlı olarak da yaşlandırıcı ve yağlandırıcı etkiler artmaktadır.

6. Yağlandırır
İnsülin hormonunun asıl görevi kandaki şekeri enerji olarak kullanılmak üzere hücre içine sokmaktır. Ancak yanlış beslenme, kan şekerinde büyük dalgalanmalar insülinin aşırı salgılanmasına neden olabilir ve vücudun gereğinden fazla yağlanmasına neden olabilir. İnsüline karşı bedenin direnç kazanması durumlarında da oluşabilen benzer tablo kalori bombardımanlarının malesef kaçınılmaz sonudur.

7. Diş çürümelerine neden olur, uzun vadede kalp hastalıklarına yol açabilecek dişeti rahatsızlıklarına neden olabilir
Yediğimiz tüm besinler arasında diş çürümelerine en fazla neden olan şeker ve şekerli besinlerin tüketimi sonrası doğru fırçalama metodlarıyla temizlik yapılması gerekir. Özellikle çocuklara iyi rol model olmak adına ebeveynler, abiler, ablalar bu konuda daha dikkatli olmalıdırlar.
Diş ve diş etlerindeki kronik enfeksiyonların, koroner arter hastalıklara yatkınlığı artırdığı her geçen gün açıklanan çalışmalarla desteklenmektedir. Enfeksiyonlara karşı vücudun geliştirdiği inflamasyonel yanıt bu mekanizmanın nedeni olarak görülmektedir.

8. Çocukların bilişsel ve davranışsal gelişimini etkilemektedir
Renkli, katkı maddeli şeker ve şekerli besinlerin tüketimi özellikle hiperaktif çocuklarda semptomları artırabilmektedir. Şekerli besinlerin tüketimine bağlı olarak gıda alımını azaltabilen dolayısıyla besin yetersizliklerine neden olabilen bir beslenme alışkanlığı çocuk gelişmini sekteye uğratabileceği gibi, kan şekerindeki ani dalgalanmalar davranışsal kontrolsüzlüklere neden olabilmektedir.

9. Stresi artırır
Strese girdiğimiz anda vücudun koruma içgüdüsüyle salgıladığı stress hormonları acil durumlar dışında kan şekerinin çok düştüğü durumlarda da salgılanmaktadır. Örneğin bir dilim çikolatalı pasta yedikten sonra kan şekerindeki ani yükseliş akabindeki düşüşe bağlı olarak salgılanan adrenalin, epinefrin ve kortisol kişilerin kendilerini tedirgin, huzursuz ve titrek hissetmelerine neden olmaktadır.
10. Besin yetersizliklerine neden olabilir
Yapılan besin tüketimi çalışmaları sonuçlarına göre fazla şeker tüketen bireylerin diyetlerindeki A, C, B 12 ve folat vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve demirin eksikliği gözlenmiştir. Şeker ve şekerli besinleri en çok tüketen yaş gruplarının çocuklar olduğunu düşünürsek gelişim anlamında ne büyük tehdit oluştuğunu görebiliriz.

Kıssadan Hisse:

Bir seferinde bir anne Gandhi’den oğluna şeker yemeyi bırakmasını istemiş. Gandhi çocuğun iki hafta sonra gelmesini istemiş. İki hafta sonra anne çocuğu çağırmış, Gandhi çocuğa ‘Şeker yemeyi bırak’ demiş, kadın şaşırmış ‘Teşekkür ederim ama merak ediyorum iki hafta önce niye söylemediniz’ demiş. Gandhi cevap vermiş ‘İki hafta önce ben de şeker yiyordum da’.
Bu güzel ve anlamlı hikayeden alınan kıssadan hisse hayatın her evresinde karşımıza çıkacak ve işimize yarayacak bir sonuçtur. Buna göre gerçek başarıyı gerçekten inandığımız konularda aramalıyız. İnanmadığımız bir şeyi ne  kendimize ne de başkalarına kabul ettiremeyiz bu nedenle savunduğumuz konuya olabildiğince hakim olmalı, fikrin altında yatan her detayı iyice sindirmeliyiz. Bir projeye başlarken, hayatımıza yön verirken, alışkanlıklarımızda değişiklikler yapmak isterken kısaca yaşamın her döneminde bize yol gösterecek bu tutum zayıflama ve/veya sağlık beslenme niyetindeki bireylerin de izlemesi gereken önemli bir yoldur. 
Şekerin sağlığımız üzerine negatif etkilerini gördükten sonra Gandhi’nin nashiatını beklemeden şekeri hayatınızdan çıkarmalısınız. Bunu yaparken tatlı krizlerine yol açmayacak glisemik indeksi düşük beslenme alışkanlıkları geliştirmeli, az az sık sık beslenmeli, egzersiz yapmalı, sebze meyvelere ağırlık vermeli, kuru meyveler, light süt ve tatlandırıcı ile hazırlanan masum sütlü tatlılar tercih etmeli, tarçınlı/ elmalı bitki çayı karışımları tüketmeli, besin etiketlerini okuyarak şeker ihtiva etmeyen tercihler yapmaya gayret etmelisiniz.