Doğru beslenmenin önündeki engellerden biri çalışma ortamınız mı?

Formda olmak ve doğru beslenmek için yaşadığınız ve çalıştığınız çevrenin organize edilmesi gerekir. Farklı bir ortama girdiğinizde, stres katsayılarınız artığında, patron veya çalışma arkadaşlarınız canınızı dıktığında, birikmiş işler içinizi kemirip ekstra mesai saatleri sizi yorduğunda, mükemmel bir iş teklifi alıp heyecanlandığızda, ya da tam tersi işiniz tehlikey girdiğinde canınız yemek yemek mi istiyor ya da bir kahve alıp sigara yakmak mı? Hep dış etkenlere bağlı olarak mı şekilldendiriyorsunuz yeme içmelerinizi? Yapmış olduğumuz bu senaryolar hayatın içinde karşılaştığımız anlardan sadece birkaçı önemli olan her durumda beslenmenin fizyolojik bir ihtiyaç olduğunu haırlayabilmektedir. Bunun için kendinizi suçlamamalı ama ödüllendirmemelisiniz de. Yemenin ya da içmenin işlevsel faaliyetleri olmalıdır. İşte konu bu olunca hayatımızın en uzun saatlerini geçirdiğimiz iş ortamlarında ofis beslenmesinde nelere dikkat edeceğimizi düşünmeliyiz.

Öncelikle iş ortamınızı sağlıklı atıştırmalıklarla doldurun. Sadece öğle yemeği değil ara acıkmalar için de çekmece ya da varsa buzdolabında kolay hazırlanabilen, düşük kalorili, yüksek besleyici ve doyurucu besinler temin edin. Bu atıştırmalıkları bir kere de bitirme eğilimine giriyorsanız hergün özel paketlenmiş mikarlarda yanınıza alabilirsiniz. Bunlar için en uygun öneriler kuru meyveler, fındık, fıstık hatta kabuklu ceviz, fıstık (el oyalar), meyve, light bisküviler, kutu süt, yoğurt veya ayran, salatalık, cherry domatesler, minik tahıllı şekersiz kurabiyeler ya da tuzlular olabilir.

Toplantılar, bitmemiş işlerin uzaması, üzerinde çalıştığınız projeyi bırakamamak gibi nedenlerle öğün saatlerinin kaçması yoldan çıkarabilir. Bunun için ana öğününüzün kaçacağını hissediyorsanız hemen ara öğünleri öne çekin. Toplantıda çaktırmadan 1 kupa dolusu süt, ayran veya kefir içerek enerji açığınızı kapayabilirsiniz.

Sabah kahvaltısı yapmadan evden çıkmamaya özen gösterin yoksa ilk pastanedeki poğaça, simit, böreğin hafızanızda sizi çağıran sesine yenik düşeceksiniz. Kendinize ‘mola günler’ tayin ederek keyfiyle yiyebilirsiniz. Örneğin Perşembe günleri evde kahvaltı yapmayıp simit günü ilan edebilirsiniz. Bu arada neden Perşembe çünkü muhtemelen Cuma akşamı içki ve veya normalden fazla yemek yenecektir.

İş arkadaşlarınızın atıştırmalarına eşlik etmemeye gayret edin. Sizi yoldan çıkarmak isteyecek muzur beslenmekten hoşlanan arkadaşlarınız olabilir siz onlara değil onlara size uysun. ‘Hadi tatlı söyleyelim, hadi simit alalım, bir aromalı kahve mi alsak ‘ gibi tekliflere gerçekten canınız çekmiyorsa hayır demesini bilin. Arada bir tabii ki olabilir ama sürekliliğe oturması yanlıştır.

Ofis partileri diyetinizin sonu olmasın. Arada bir yapılan kutlamaları tehdit olarak görmeyin. Ofise gelen abur cuburlar, doğum günü kutlamaları gibi özel durumlarda doğru porsiyon kontrolü yapabilmeyi öğrenin. Bunun için de muhakkak gün içinde doğru ve yeterli beslenmiş olmalısınız asi takdirde aşırı açlık aşırı kaçamaklar getirebilir.

İş saatlerinin sıkıcılığı akşam eve dönünce ya da mesaiye kaldığınızda ekstra yemeklerle ödüllendirilecek bir durum değildir. Can sıkıntınızı yorgunluğunuzu şekerli, enerji veren yemekler ya da alkolle rahatlamaya alışmayın bunun yerine spor salonuna gidin.

Kahve veya abur cubur bulunan otomatlardan uzak durun. Özellikle sıcak çikolata içimini destekleyen kahve makineleri, yine kek çikolata için davetkar olan bu makineler işyerinizde varsa ayağınızı alıştırmayın.

Birkaç öğün ödülünüz olsun. Öğle yemeğinde dışarı çıkmak, 5 çayında atıştırmak gibi haftada birkaç öğünü aşmayacak minik kaçamaklar neden olmasın. Yeter ki kendimizi dur diyebilecek öz disiplini içimizde hissedebilelim. Ne de olsa hayatta her istediğimizi her zaman yapamayabiliyoruz bazı kurallara uymalıyız değil mi?

Öğle tatillerinizde yemek molanızın bir bölümünde (tabii çevre uygunsa) yürüyüşe çıkmayı deneyin.   Ofis hayatı sizi tembelleştirebilir, fiziksel aktivitenizi artıracak yollar bulun. Uzaktaki tuvaleti kullanmak, çay su söylemek yerine mutfağa gidip almak, iş arkadaşınızı aramak yerine yanına gidip konuşmak hareketinizi artıracaktır. Öte yandan bazı esneme hareketleri, kolay ofis egzersizleri uygulayabilirsiniz.

Su içmeyi unutuyorsanız outlookda saatlik hatırlatmalar kurabilir, masanızdaki sürahiyi bitirmeye kendinizi şartlayabilirsiniz.

Potansiyel suçluları kendinize destekçi olarak değiştirebilirsiniz. İş arkadaşlarınızla sağlıklı beslenme ortaklığı yaparak hem kendinizi hem de onu motive edebilirsiniz. Beraber çözümler aramak hem zayıflamaya yardımcı hem de yoldan çıkmalara karşı koruyucudur.

Beslenme çantanızı paylaşın. Ofise yemek taşımak zor geliyorsa bir arkadaşınızla anlaşarak bir hafta siz bir haftada da onun yemek taşımasıyla, ya da yemekleri paylaşarak pişirerek pratik bir çözüm bulabilirsiniz. Mevcut menüyü takip edeceğiniz için son derece de adil ve diyete sadık kalacağınızdan emin olun.  

Çalıştığınız iş çevresinde sağlıklı yemekler mi bulamıyor, evde yemek pişirmediğiniz için yanınızda da getirmiyorsanız ya da üşengeçlik yapıyorsanız o zaman internetten sipariş verin ya da bazı paket yemek hazırlayan firmaların sağlıklı mönüleriyle anlaşın.

Sakinleşmek için bitki çayları için. Ayılmanıza yardımcı olan siyah çay ve kahveye bağımlılığınız giderek artabilir bunun için kendinize limit koymalı, bitki çaylarını da hayatınıza sokmalısınız. Örneğin gergin bir gün ardından tarçınlı ıhlamur, karanfilli adaçayı, yasemin, papatya, biberiye çayları sakinlik kazandıracaktır.

İştahınızı kontrol edemediğiniz günlerde hemen bilgisayarınızın yanında vanilya veya elma kokulu mumlar yakın bu sizi sakinleştirecektir. Yine sütlü kahve yerine tarçınlı, zencefilli yağsız süt de yardımcıdır. Ya da şekersiz suda pişmiş 1 bardak soğuk komposto da yardımcı olacaktır.