Metropol Beslenme

Metropol hayatında beslenme

Sevdiklerinizi bilgisayar masa üstündeki resimlerle hatırlayan, dostlarına elektronik postalarla hatır soran, telefonda kısa mesaj yazar gibi kısacık konuşmalarla iletişimi ruhsuzlaştıran, sürekli hayatı, isteklerini erteleyen, evde aile ile geçirdiği zamandan çok daha fazlasını işte ya da trafikte yaşayanlara sesleniyorum bu yazım sizlere.

En son ne zaman işe yetişme telaşı ile alarmsız uyandınız, sevdiğinize sürpriz yapıp bir öğlen beraber yemek yediniz, kapıyı aile fertlerine siz açtınız, çocuğunuzla parkta oynarken işten gelen telefonları cevapsız bıraktınız? Hatırlaması bile güç değil mi.. Ne acıdır ki metropol insanlarının çoğundan aynı cevabı almaktayız, stres yüklü, eline geçirdiğini yiyen, kahve ile ayakta duran, yaptığı tek sporun klavye veya telefon tuşlarına hızlı dokunuşlar olan programlanmış insanlar haline geldik. Artık biz ne isteriz, vücudumuz ne sinyaller gönderiyor farkında değiliz, içsel ve ruhsal iletişimi yitirdik. Unutmayın bu gidişata siz ‘Dur’ demezseniz bataklık sizi daha da içine çekecektir. Kaliteli yaşam için optimum beslenmeye yani vücudu yemek, spor ve iç huzur anlamında yeterli ve dengeli beslemeye hemen şimdi başlamalısınız.

Peki neden bu hale geldik aslında hiçbirimiz süper boy pizza, extra large burger, dev makarna tabakları yemeye kodlanarak doğmadık. Kişilerin geliştirmiş oldukları beslenme alışkanlıkları tamamen bir alt yapı sorunudur. Aileden edinilen ‘Aman çocuğum tabağında artık bırakma arkandan ağlar’, ‘Pilav tanesi kadar çocuğun olur tabağını sil süpür’, ‘Yemezsen oyun oynayamazsın’ tarzı şantajlar bir etkenken, bizlerin limit tanımaz yeme hacimleri de çevrenin günden güne oburlaşan göz doymazlığı şişman ve mutsuz toplumların oluşmasına neden olmaktadır.

Bunun için daha küçük yaşlarda edinilecek doğru beslenme ve spor alışkanlıkları önemlidir, zaman yönetimini öğrenmek,  iş – özel hayat dengesini sağlamak adına erken dönemde adımlar atılmalıdır. Aşınmış bir lastiği yama yapsanız da asla ilk günkü verimi alamazsınız bunun için sorun oluşmadan önlemeye çalışmalısınız. Unutmayın vücudunuzun yedek parçası yoktur, benzinli aracın diezelle randıman vermeyeceği gibi metabolizmanızda yanlış besinle verimli çalışamaz. Nasıl ki gaza yüklenip ani frenle arabanızın kontrolün kaybedebilirseniz vücudu da aşırı kalori bombardımanına sokup ani kısıtlamalara sokarsanız, gaza basar çeker gibi kalorilere yüklenir kısarsanız da metabolizmanız hararet yapacaktır aynı bir motor gibi.

 

Bu nedenle beslenme davranışlarınızda yapacağınız basit değişikliklerle hayat boyu ideal kilonuzu koruyabilirsiniz:

  1. Doğal beslenin. Modern çağın sunduğu hazır yemek kolaylıklarına kanmayın, geleneksel Türk mutfağımızın tencere yemeklerini unutmayın. Az yağlı pişmiş sebzeler ana yemek olmak şartıyla haftanın 1 günü kırmızı et, 2 günü tavuk veya hindi, 2 günü balık en az 2 günü de baklagilleri tüketmeye gayret edin.
  2. Doğru besinleri seçtik peki ya pişirme teknikleri? En sağlıklı besini kızgın yağda kızartırsanız ne anlamı kaldı değil mi, ya da mis gibi omega 3 zengini balığımızı kremalı sosda buğulama ederseniz durum farklı mı? Hazırlayacağınız besin ne olursa olsun muhakkak az yağda ızgara, fırın veya buğulama yapmaya, sebzeleri buharda, kendi suyunda ya da hafif suda pişirmeye gayret edin. Restoranlarda yapacağınız yemek seçimlerinde ise mümkün olan en basit yöntemle pişmiş olanları tercih edin ki doğallığını korumuş olsun. Bu her zaman kesin çözüm olmasa da en azından pratik bir adımdır.
  3. Tüm besin gruplarından yeteri kadar tüketmeye gayret edin. Protein, karbonhidrat ve yağlar hormonal dengemizi etkileyen besinlerdir. Karbonhidratlar; insulin, proteinler glukagon, yağlar ise eikozanoid denen vücudumuzda önemli işlevlere sahip hormonları etkilemektedirler. Vitamin ve minerallerin eksikliğinde vücutta adeta deprem sarsıntısı yaşanır bu nedenle yeterli ve dengeli beslenmek gerekir, kalori bombardımanı yapmak değil besleyici gıdaların alınması önemlidir.
  4. İçeceklerden aldığınız boş kalorileri unutmayın. Çoğu kişi şeker, asit, katkı yüklü içeceklerden gelen yağlanmaya katkısı olan kalorilerin farkında değildir. Buna göre en doğru seçim tabii ki su, az yağlı ayran, taze sıkılmış meyve suları, şekersiz limonata veya buzlu çaylar olabilir.
  5. Atıştırdıklarınıza dikkat edin. Kalori içeriği düşük, besleyiciliği yüksek taze veya kuru meyveler, porsiyon kontrollü tüketeceğiniz yağlı tohumlar, lif zengini diyet bisküviler doğru seçimler olabilir.
  6. Hareketli olun. Vücudun aldığı enerji kadar harcadığı da önemlidir. Sağlıklı iskelet, kas sistemi, dolaşım bozukluklarının ve kronik hastalıklarının önüne geçebilmesi, stres faktörlerini azaltması gibi önemli faydaları olan sporu hayatınıza katın. Sevdiğinizi bir sporu isteyerek yapmaya ve hangi sıklıkta olursa olsun hayat boyu devam ettirmeye gayret edin. İlla ki sıkı antremanlar yapmak zorunda olmadığınızı, günlük 20 dakikalık egzersizlerinde yeterli olabileceğini bilin.
  7. Uyku süresi ve kalitesine önem verin. Ruhsal ve fiziksel olarak dinlenebilmek, güne enerjik başlamak için altın kural kaliteli uykudur. Uyku süresi ve zamanı ile ilgili genel geçer bir kural malesef yoktur, bunun için herkes kendi uyku eşiğini bulmalıdır.