Yeni sene

Bir yılı daha geride bıraktık, beslenme ve diyetin giderek değer kazandığı ve mercek altına yatırıldığı ülkemizde ve tüm dünyada 2006 yılında doğru yanlış pek çok konu gündeme düştü. Trans yağların yasaklanmasını onaylayan yasalar, obezitenin tedavisi için ayrılan fonlardaki artışlar, fonksiyonel gıda ürünlerinin gelişimi ve bu pazarın büyümesi gibi pozitif gelişmeler yanında, okullarda yaşanan besin zehirlenmesi ile hastalanan çocuklar, beslenme bozukluğu (anoreksiya gibi) nedeniyle hayatını kaybeden mankenler gibi tatsız vakalar da malesef yaşandı Bunlardan en çok dikkatimizi çekenleri hatırlamak, 2007 yılına damgasını vuracak trendleri de şimdiden değerlendirmek için diyetisyen Berrin Yiğit ile görüştük.

Trans yağların eliminasyonu: Ocak 2006 itibariyle, üreticileri besin etiketleri üzerinde  üründe bulunan trans yağ içeriğini gösterme zorunluluğunu getiren yasa yürürlüğe girdi. Bunu takiben New York bir ilki başlatarak tüm restoranlarda trans yağ içermeyen yağ kullanma zorunluluğunu getirerek büyük bir adım atılmasını sağladı. Gıda endüstrisini derinden ilgilendiren bu durum başta fast food zincirleri olmak üzere pek çok dünya markasına yeni stratejiler geliştirmeye yöneltti. KFC, Wendy’s gibi zincirler şimdiden trans yağ’dan fakir mönüler oluşturduklarını açıkladılar. Bu gelişmelerin en kısa sürede ülkemizde de görülmesini merakla beklemekteyiz.  

Kızılcık mucizesi: Küçük, şirin görüntüsü ve rengiyle sevilen, ülkemizde genellikle komposto, şerbet ya da reçel yapımında ağırlıklı olarak kullanılan kızılcığın aslında antioksidanlardan çok zengin bir meyve olduğu saptanmıştır. Proantosiyanidin denen bir bitkisel kimyasalca zengin bu meyve bakterilerin hücrelere yapışmasını engelleyerek, vücudumuzda üremelerini önleyerek, enfeksiyon riskini geriletmektedir. Bu nedenle Howell’ın yaptığı bir çalışma günde 2 bardak kızılcık suyu içmek ya da kızılcık yemenin idrar yolu enfeksiyonlarını ve mide ülserini azalttığını göstermiştir. Aynı zamanda dişlerde plak gelişimini de önleyici etkileri olduğu düşünülmektedir, şu anda hali hazırda devam etmekte 11 çalışma daha kızılcığı incelemektedir. 2006 yılında yayınlanan bu çarpıcı araştırma sonuçlarının 2007 trendleri arasına gireceği sinyallerini vermektedir.


Canlı bir içecek ‘Kefir’ : Kaynağı Kafkaslar’a uzanan, kefir tanelerinin süt ile fermente edilmesi ile üretilen her yaş grubu için sağlık faydaları sağlayan kefir canlı bir içecektir. Atalarımızın beslenmesinde sıklıkla gözlenen, çeşitli mayaların sinerjistik etki ile fonksiyon gördüğü kefir, bağışıklık sistemini güçlendirmekten, metabolizmayı düzene sokmaya kadar geniş spektrumlu etki ağına sahiptir. Kansere karşı koruyucu, antibiyotiğin negatif etkilerini azaltıcı, barsak florasını güçlendiricidir. Laktoz intoleransı olanlar ve vejeteryanlar için ideal bir besindir. 2006’da tüketimi artış gösteren ve raflarda farklı aromalarda alternatfileri bulunan kefirin, 2007’de daha da fazla tüketileceği düşünülmektedir.  


Karbonhidratlar aklandı, Glisemik İndeks In: Bir süredir piyasadaki farklı diyet içerikleri ile kişileri adeta ‘karbofobik’ durumuna getiren, genellikle ünlü isimleri ile anılan piyasa diyetlerine ilgi azaldı. Protein ağırlıklı, karbonhidratlardan kısıtlı diyetler yerine makul ölçülerde doğru kaynaklardan, ihtiyacı karşılayacak kadar protein içeren ve yine doğru tipte karbonhidratlardan (tam tahıl ürünleri, sebze, meyveler vb.) oluşan diyetler revaçta. Kandaki şekeri yükseltme hızına göre besinlerin sınıflandırılmasına yardımcı olan Glisemik İndeks’e göre besinlerin doğal formlarını korumaları, posalı, tam tahıllı tüketilmeleri, pişirme yöntemlerinin basitleşmesi önemlidir.


Hijyen problemleri : Okullarda, yurtlarda, restoranlarda yaşanan besin zehirlenmeleri, toplu yemek üretimi yapan kurumlarda hijyen kurallarına biraz daha hassasiyet gösterilmesi gereğini hatırlattı. Restoranların kapatılmasına neden olan, küçük yaşta çocukların günlerce hastanelerde tedavi edilmesi ile sonuçlanan yaşam kalitesini oldukça düşüren, hayati riskler taşıyan besin zehirlenmelerinden korunmak için kurum içi hijyen eğitimleri artırılmalı, denetimler ciddiyet ve düzenle yapılmalıdır. 2006’da yaşanan bu tatsız vakaların 2007’de tekrarlanmamasını dilerim.


Çocuklara yönelik beslenme eğitimi : Çocukluk çağı obezitesinin giderek artış gösterdiği tüm dünyada sağlıkçılar, devlet adamları, dernekler, okul yöneticileri atağa geçmiş durumda. Gıda sanayi, restoran zincirleri, okul idareleri ve devlet politikalarında hızla iyileştirmeler yapılmadığı takdirde obezitenin tütünden kaynaklı ölüm oranlarını geçeceği kaydedilmektedir. Obezite prevelansı Amerika, Avrupa ülkeleri (özellikle İngiltere) ve hatta Çin’de dahi tehlikeli boyutlara ulaşırken, Amerika’da istatistikler ortalama 9 milyon obez çocuk olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle çocuklara küçük yaşta beslenme bilinci oluşturulmalı, doğru seçimler yapmaları yönünde evde, okulda ve sosyal yaşantılarında doğru örneklerle karşılaşmalıdırlar. Okullarda sağlıklı kafeteryalar oluşturulmalı, mönüler diyetisyenlerce ihtiyaçları karşılamaya ve hijyen kurallarını korumaya yönelik hazırlanmalı, ebeveynler doğru rol model olmalı, televizyon reklamları çocuklara yönelik yapılmamalı, her çocuğun mutlaka bir spor dalı ile uğraşması sağlanmalı, günlük hayat daha aktif olacak şekilde planlanmalıdır.


Arınma. Yıllar boyu toksinlere, kirletici ajanlara maruz kalmış bedenin arınması için uygulanan arınma diyetleri, spa uygulamaları 2006 yılında artış göstermiş, detoks ve wellness merkezlerine ilgiyi yoğunlaştırmıştır. 2007 yılının yükselen trendlerinden biri olarak gösterilen spa ve arınma terapileri için şimdiden planlamanızı yapmanızı öneririm.


Master Arınma Diyeti: Bilimselliği ve ne kadar doğru olduğu tartışılması gereken, her geçen gün yurt dışında ağızdan ağıza yayılan bu diyet Beyonce gibi ünlü bir starın yöntemi olarak lanse edildiği için 2007 başlarında ülkemizde de yaygınlaşabilir. Bol su, limon suyu, akça ağaç şurubu, kırmızı biberin fazlaca kullanıldığı bu diyetle hızlı kilo kaybı yanında, toksinlerden de arınıldığı iddia edilmektedir. Lütfen bu tarz mucizevi yöntemlere itibar etmeyin, mutlaka bir uzman eşliğinde sizin için özel hazırlanmış diyetleri uygulayın.


Sıfır Beden Çılgınlığı: Obezitenin yol açtığı sağlık riskleri üzerinde ağırlıklı olarak durduğumuz 2006 yılının bir diğer sorunu da sıfır beden çılgınlığına dönüşen, aşırı zayıf olma takıntısı yaşayan çoğunluğu genç kızları kapsayan beslenme bozuklukları oldu. Başta Amerika olmak üzere İngiltere ve pek çok Avrupa ülkesinde kendini gösteren sıfır beden çılgınlığı bütün dünyayı etkisi altına aldı. Bozulmuş beden imajı ile kendilerini olduklarından kilolu gören, anoreksiyaya benzer semptomlar ile kendini gösteren sıfır beden çılgınlığının bilançosu malesef adı kadar hafif olmadı. Malnutrisyon, depresfi ruh hali, psikolojik bozukluklardan dolayı hayatını kaybeden mankenler, özellikle modanın can damarı olarak kabul edilen İspanya ve İtalyan  hükümetlerini harekete geçirdi. Podyum mankenlerinin beden ölçülerine kısıtlamalar getirildi. 2007 yılının formda fakat sağlıklı olma hedeflerine dayalı doğru beslenme alışkanlıkları ön plana çıkarmasını diliyorum. 

 

Dans ile zayıflama : Son zamanlarda dans yarışmalarının televizyonlarda sıkça gösterime girmesi, etnik dans topluluklarının ülkemizi sıklıkla ziyaret etmesi halkın ilgisini artırmış, latin danslarının pek çok dans okulu ve spor salonlarında yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eğlenerek spor yapmaya destek sağlayan, stress atıcı, estetiği artırıcı, sosyalliği yüksek bu tarz hobilerin 2007’de giderek daha da artması beklenmektedir.


Şekersiz Sakız: Santa Barbara Hastanesi’nin yaptığı bir çalışmaya göre şekersiz sakız çiğnemek yemek yeme anında harekete geçen sinirleri uyararak, kolon ameliyatı sonrası iyileşme sürecini kısaltmaktadır. Yapılan çalışmada hergün en az 3 kez sakız çiğneyenlerin çiğnemeyenlere oranla 2,5 gün daha önce barsak hareketlerini geri kazanmaktadır. Diş çürüklerini önlediği, bilişsel gücü artırabildiği, mide yanmalarını da önleyebildiği düşünülen sakızın balon şişirip patlatırken yarattığı stress arındırıcı yönünü de unutmamak gerekir.


Resveratrol ve Kırmızı Şarap : Kırmızı üzüm kabuğunda bulunan, yüksek antioksidan içerikli resveratrolun yaşlanmayı geciktirici, inflamasyonu azaltıcı ve Alzheimer’da dahi etkili olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle; son yıllarda alkol tüketmek isteyen bireylere ilk alternatif olarak kırmızı şarap tavsiye edilmeye başlanmış, sağlığını düşünen pek çok Türk erkeği rakıdan kırmızı şaraba dönüş yapmıştır bu trendin 2007 yılında daha da artacağı tahmin edilmektedir.


Estetikte Yenilikler ‘Smartlipo’: FDA tarafından onaylanan lazer enerjisi ile yağ kırmını sağlayan yeni liposuction tekniği estetik meraklılarının yüzünü güldürdü. Her bölge için ortalama 45 dakikada sonuç veren bu yöntem sonrası kişilere birkaç hafta süresince özel bir korse giydirilmektedir.