Türkiye de beslenme alışkanlıkları

Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Beslenme Alışkanlıkları & Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması”nın sonuçları, 8 Şubat’ta İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısında açıklandı.

12 ilde, 15 yaş üstü, 1563 kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları, günde 4 saat 37 dakikasını TV ve bilgisayar karşısında geçiren Türk toplumunun günlük yaşamında fiziksel aktiviteye zaman ayırmadığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların %70’i zaman bulamadığı için düzenli egzersiz yapmadığını ifade etti. Sonuçlara göre, yemek öğünlerimiz de düzenli değil ve yemek yemeye vakit ayırmıyoruz. Düzenli kahvaltı yapmayanların oranı %32 iken bu oran öğle yemeğinde %37’ye çıkıyor. Düzenli olarak günde 5 öğün tüketenlerin oranı ise sadece %4,4.

İstanbul’da düzenledikleri basın toplantısında araştırma sonuçlarını Marmara Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu ile birlikte değerlendiren Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, “Geleneksel beslenme tarzımızı devam ettiriyoruz. En çok tükettiğimiz gıdaların başında ekmek, çorba, peynir ve zeytin geliyor. Sütü çok az içiyoruz. Yılda 26 kg süt tüketiyoruz; bu, günde 70 gram demek. Yemek öğünlerimiz düzenli değil, yemek yemeye vakit ayırmıyoruz. Ara öğün alışkanlığı çok az ve genellikle tost, simit, börek, meyve ve bisküvi yiyoruz.” dedi.

İçecek alışkanlıkları hakkında da bilgi veren Bağrıaçık tüketimde çay, kahve ve ayranın ilk 3 sırayı paylaştığını, bu içeceklerin ardından gazlı içeceklerin geldiğini, bitki çayları ve enerji içeceklerinin ise çok az tüketildiğinin ortaya çıktığını söyledi.

Yeterli ve dengeli beslenme kavramı, kalori hesabı, besin içerikleri gibi konuların tüketici tarafından çok az bilindiğini kaydeden Bağrıaçık, bununla birlikte televizyon ve bilgisayar karşısında geçirilen zamanın fiziksel aktiviteye ayrılan zamandan çok fazla olduğunu vurguladı. “Toplumumuzu özellikle çocuklarımızı yeterli ve dengeli beslenmeye yönlendirecek ve fiziksel aktivitelerini arttıracak uğraşılar içine girmemiz gerektiği ortada.” diyen Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık değerlendirmesine şu sözlerle devam etti: “Sonuçlar, Türk halkının yeterince fiziksel aktivitede bulunmadığını ve doğru beslenme alışkanlıklarına sahip olmadığını gösteriyor. Bundan hareketle Türkiye’deki obezite probleminin esas olarak tüketicinin beslenme alışkanlıkları ile fiziksel aktivite düzeyinin düşüklüğünden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Obezite, diyabet ve diğer kronik hastalıklarla mücadelenin yasaklamalarla bir yere varamayacağının altını çizmek isterim. Gerek toplum sağlığının korunması gerekse beslenme ve gıda üretiminin sürdürülebilir olması esastır. Ancak bu şekilde yaşam kalitemizi yükseltebilir, daha sağlıklı olabilir, obezite, diyabet ve diğer kronik hastalıklarla mücadelede başarılı olabiliriz.”

Araştırma sonuçları;

*Türk halkının %90’ında kalori hesabı bilincinin oluşmadığını gösteriyor.

*Halkın %4,4’ü düzenli olarak günde 5 öğün tüketiyor.

*Toplumun %34’ü haftada en az 6 öğününü ev dışında tüketiyor.

*Kahvaltıda en çok simit, poğaça, börek tüketiliyor, genel beslenmede ekmek tahtını bırakmıyor.

*En sık yapılan fiziksel aktivite yürüyüş ve temizlik olarak dile getirilirken, katılımcıların %36,7’si hiçbir fiziksel aktivitede bulunmadığını belirtti. Erkeklerde bu oran %50’ye yaklaşıyor.

*Toplumun % 70,8’i spor yapmamaya neden olarak vakit yokluğunu gösterirken, televizyon ve bilgisayar başında geçen süreler günde ortalama 4 saat 37 dakikayı buluyor.