Risk altında olduğunuzun farkında mısınız?

Hastalıkların kontrol ve önlenmesine yönelik yapılan araştırma ve test sonuçlarına göre Amerikan halkının çoğu diyabet riski taşıdığının farkında değildir, durum ülkemizde de farklı değildir. Kan şekeri seviyelerinin normalden yüksek olmakla birlikte şeker tanısı konamayacak kadar da fazla olmadığı durum olarak tanımlanabilecek prediyabet tip 2 diyabet gelişimi, kalp hastalıkları ve inme riskini artırmaktadır.

 

Diyet, egzersiz ve yaşam şekli değişiklikleri ile komplikasyon ve risklerin azaltılabileceği bu durum için, ailenizden gelen sağlık mirasını, kilonuzu, fiziksel aktivite düzeyinizi, yanlış beslenme gibi faktörleri inceleyin. CDC araştırmacılarına göre 24,000 yetişkin üzerinde 2006 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre katılımcılarının %25’inde prediyabet riski varken bunların sadece %4’ü durumun farkındadır, o zaman bir an önce sağlık öykünüzü okumaya başlayın.

Diyabet iyi yönetildiği takdirde kişilerin yaşamını düzene sokabilen, kronik hastalıklara yakalanma riskini bile düşürebilen bir hastalıktır. Bunun için tek yapmanız gereken risklerin farkında olmak, rutin tahlil ve kontrolleri aksatmamak, doktor ve diyetisyeninizlesürekli iletişimde olmaktır.

Prediyabet riskini artıran faktörlerden biri yaştır. Buna göre 18-44 yaş grubunda risk %2,7’lerdeyken, 65 yaş ve üzerinde oran %6’lara yükselmektedir. Kilo da bir diğer tetikleyicidir, normal kilosunda olanlarda risk %2,3 iken, yüksek kilolularda %3,9, obezlerde %6,3’tür. Öte yandan bayanların erkeklere oranla %4,8’e, %3,2 prediyabete daha meyilli oldukları gözlenmektedir.


DİYABETİ ÖNLEMEK İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

Şeker hastalığının tedavisinde en önemli pay beslenmenindir. Kan şekeri dengesini sağlayacak doğala yakın, posalı, şeker içeriği düşük beslenmek, yeterli protein alımını sağlamak, 3 ana 3 ara öğün yapıp uzun saatler aç kalmamak, endüstrileşmiş gıdalardan uzak durmak, fiziksel aktiviteyi kişisel ihtiyaçlara paralel götürmek önemlidir. Bu temel kurallar ötesinde daha iyi glisemik kontrol için bilim dünyası her geçen gün yeni ve pratik öneriler sunmaktadır, işte bunlardan birkaçı:


Besin desteklerinde sinerji yaratın.

Diyabetle mücadelede diyetin kalsiyumdan zenginleşmesi önemlidir, yeterli D vitamini alımına da dikkat edilmelidir.  New England Medical Center’ın 84,000 kadın üzerinde yaptığı çalışmada günde 1,200 mg kalsiyum ve 800 IU’den fazla D vitamini alanların diyabet riskinin %33 düştüğü gözlenmiştir. Bu nedenle günde ortalama 3 porsiyon yağsız süt ürünü alımına ilave, 500 mg kalsiyum desteği, 400 IU’lik 1-2 tablet D vitamini alınması önerilmektedir, doktorunuza danışın.


Brokoli mucizesine inanın

Brokolide bulunan özel bazı bitkisel özlerin, kan şekeri yüksekliğine bağlı damar hasarını azalttığı, öte yandan koruyucu antioksidan ve detoksifiye edici enzimleri aktifleştirdiği gözlenmiştir. Diyabetiklerde ciddi komplikasyonlara sebep olan damar hasarı gözden böbreklere kadar pek çok organı etkileyebileceği için tedbir alınması önemlidir. Buna göre brokoli ve benzer familyadan gelen lahana, brüksel lahanası, pazı, karnıbahar, turp, hardal out gibi sebzeleri günlük sebze tüketimlerimize katmalıyız.


Mutfağınızda baharatlara ağırlık verin.

Çayınıza çubuk tarçın, kakule, karanfil, yemeklerinize zerdeçal, kişniş, salatalara muskat, elma sirkesi, hardal tohumu eklemeye gayret edin. Ya da ara öğünde tükettiğiniz sütünüze bir parça toz tarçın ya da zencefil ilave edin, pul bibersiz yemek yemeyin özetle baharatların vücudu beslemesine izin verin.


Diş ve diş eti sağlığına önem verin

Diyabetiklerde diş sağlığı hayat kurtarıcı olabilir. Diş eti hastalığı olan 20 yetişkin üzerinde İspanya’da yapılan bir çalışmada diş eti tartar ve plaklarının temizlenmesi sonrası diyabetiklerin kan şekeri seviyeleri %20 oranında düşmüştür ve bu seviyeler en az 3 ay süreyle düşük seyretmiştir, bud a kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonları azaltmıştır. Buradan yola çıkarak araştırmacılar diş eti rahatsızlığına sebep olan bakterilerin kan şekerini yükselttiği sonucuna varmıştır.

Bu nedenlerden ötürü diş ve diş eti sağlığına önem verilmesi, her yemekten sonra dişlerin fırçalanması ve en az 1 kez (özellikle akşam) gargara yapılması önerilir. Dişlerin düzenli olarak kontrol edilmesi kırmızı, şiş ve kanayan diş etlerinin acilen hekim gözetimine alınması gerekir.


Kaliteli uyku düzenine sahip olmaya gayret edin

Günde 7-8 saat uyku, tip 2 diyabeti uzak tutabilir, hayat kurtaran faydalar sağlayabilir. Yale ve Columbia universiteleri çalışmalarına göre günde 5 yada daha az uyuyanların, 7-8 saat uyuyanlara göre kan basıncı seviyeleri erkek ve kadınlarda 2 kat artarken, erkeklerde diyabet riski 2 kat yükselmiştir. Öte yandan yeterli uyku kadar 8 saatten fazlasının da erkeklerde diyabet riskini 3 kat artırdığı gözlenmiştir. Çünkü çok az ya da fazla uyku stress hormonları ve insulin direncini artırmakta, vücut kan şekerini dengelemek için ekstra çaba sarf etmektedir.

Kaliteli uyku için kafein alımının azaltılması, akşam yemeklerinin baharatlı, acı ve ağır tüketilmemesi, öğünün geç saatlere bırakılmaması gerekir. Çalışmanız gerekiyorsa bunu çalışma masanızda yapmalı, yatağın uyumak için olduğunu unutmamalı, yatmadan önce de fazla sıvı alımından kaçınmalısınız. Vücudun sürekli uyku hali çekmesinin ise bazı kronik, metabolic sorunların ya da depresyonun habercisi olabileceğini unutmayın.


Kahvenizi yudumlarken suçluluk duymayın

26-46 yaş grubu arasındaki 88,000 kadın üzerinde Harvard üniversitesince sürdürülen bir çalışma sonucuna göre günde 2-3 bardak kahvenin (filtre, kafeinsiz veya instant) tip 2 diyabet riskini % 42 düşürebileceği gözlenmiştir. Öte yandan Minnesota üniversitesinin 27,300 menapoz sonrası bayan üzerinde yaptığı çalışma ise günde 1-3 bardak kahve içiminin kalp krizinden ölme riskini %24 oranında düşürdüğünü göstermiştir.

Meditasyon yapın

Cedars-Sinai Medical Center araştırmacılarının standart diyet ve egzersizlerine devam etmesi önerilen 84 kalp hastası üzerinde yaptığı meditasyon çalışması 4 ay sonunda kan şekeri seviyelerinde %25 düşüşe sebep olmuştur.  


Moralinizi yükseltin

Pittsburgh üniversitesinin 106 sağlıklı deneğe incelediği çalışmada omega 3 seviyeleri en yüksek olan bireylerin psikolojik testlerden %58 oranda daha iyi sonuç verdiği gözlenmiştir. Bu kişilerin moral olarak daha sakin, düşük depresif eğilimde olduğu görülmüştür. Bu nedenle balık, koyu yeşil yapraklı sebzeler, omega 3 ten zengin yumurta, yağlı tohumları, keten tohumu, bal kabağı, tofuyu beslenme planınıza almalısınız.